GİYDİRME CEPHE TARİHÇESİ


İLHAM ALIN - GİYDİRME CEPHE TARİHÇESİ

Mimari yapılaşma süreci, tarihsel süreç içinde insan gelişimine paralel bir gelişim göstermiş, günün teknolojik getirileri kullanılarak, her dönem kendi içinde yeni bir uygulama tekniği, yeni bir malzeme, yeni bir sistem arayışı içine girmiştir. Mimarinin değişim süreci içinde günümüz mimarlığına gelinceye kadar, bu gelişim ve değişimden en çok etkilenen öğelerden biri de yapıların dış cepheleri olmuştur. Le Corbusier mimarlığın tarihi için: “Bu, pencerenin mücadelesinin öyküsüdür” diye bir tanımlama yapmıştır. 20. yüzyıl mimarisi, bu düşünceyi onaylarcasına, bina cephelerinde opak yüzey oranlarının azalması ve saydam yüzeylerin genişlediği yeni mimari akımlar ve yeni cephelerle karşımıza çıkmaktadır. Endüstri Devrimi ile ortaya çıkan üretim ve mühendislik alanlarındaki buluşlar sayesinde gelişen yapım sistemleri sonucu, bina cephelerinde daha özgür pencere boşluklarının açılmasına olanak sağlanmış, böylece pencerelerden beklenen işlevler de boyut değiştirmiştir.

 

İlk cam patenti, 1904 yılında Belçika’da alınmıştır. Bu gelişimle birlikte, camın metallerle birlikte kullanımı yaygınlaşmaya başlamıştır. Cam ve demir giydirme cephe kullanımında ABD’deki erken dönem binalarından biri, 1908 yılında inşa edilen 6 katlı Boley Clothing Company binası olmuştur.

Giydirme cephelerin yüksek yapılardaki kullanımının dünyadaki ilk örneklerinden, 1929 yılında New York’da yapılmış olan Empire State binası, 4.000 alüminyum spandrel panelden oluşturulmuş ve yapımı 18 ayda tamamlanmıştır. Giydirme cephe sisteminin Avrupa’da uygulandığı ilk çağdaş yapılar: 1911’de Alfeld’de yapılan Fagus Ayakkabı Üretimevi, 1914’de Köln’de yapılan Werkbund Sergisi’nde yer alan Üretimevi ve 1926’da Dessau’da yapılan Bauhaus Tasarım Okulu’dur. Fransız Mimar Le Corbusier’nin 1930 - 1932 yılları arasında Paris’te yapmış olduğu İsviçre Öğrenci Yurdu, yine İsviçre’deki bir hayır kurumu yurdu ve Cenevre’de yaptığı Clarte Kotevi de giydirme cephe kullanılan yapılar arasında yer almaktadır.